Birkac dakika once cok sevdigim bir sarkinin linkini ekledim. Sozlerini dinleyip klibi de izlediginizde bana hak vereceksiniz. Bir de sarkida su sozler cok hosuma gitmisti:
And if life is just a highway, then the soul is just a car...
Bu tam arkadasinin cenazesindeyken gecen soz. Ne bileyim beni cok duygulandirmistir hep. Gercekten de ruhumuz hayat denen otoyolda giden bir araba gibi degil mi? Onun uzerinde duz gitmeye calisirken cesitli kasislerden ve cukurlardan gecip tepeleri tırmaniyor, zamani gelince de o tepelerden asagi inip bir sekilde yoluna devam etmeye calisiyor. Peki bu arabayi nasil kullnacagimiza dair bir kullanim kilavuzu veriliyor mu? Benimkinde yoktu, sanirim tum fabrika cikislarinda bunu unutuyorlar. Neyse ki kendi kendimize öğrenebiliyoruz.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

1 comment:
guzel bir tespit... ama zaten kullanim kilavuzlari olmadigi icin biz bata cika, cukurlarla, camurlarla bulmuyor muyuz yolumuzu? her halde rotasini bildigimiz bir yolda ya da elimizde bir haritayla falan ilerlemek cok siradan olurdu... :)
bir de uretim hatalarini buluruz yasamlarimizin. aslinda biz onu hasarli hale getirmisizdir de nasilsa garantisi yok diye fabrikaya yukleriz sorumlulugu, hirsla bahsederiz uretime yonelik yanlislardan... ne guzel bir kacistir bu!! :)
Post a Comment